Kalk ve Uyar

2009-01-31 00:30:00



Tarihi bir olaya tanıklık ettik.  Davos’ta yeni bir sayfa açıldı ve tarih yazıldı.  Bir “duruş” konuşuldu dünyada. Vakur, asil, kararlı ve dimdik bir duruş… Türkiye'nin Gazze saldırılarına karşı gösterdiği hassasiyet ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın tavrı tüm dünya medyasının gündemine oturuverdi. Kimi alkışladı; “Helal olsun!” dedi,  kimi her zamanki gibi “Tu kaka!” Göğsümüzü kabarttı diyenler de oldu, vah Türkiye’m vah! diyenler, Türkiye prestijini kaybetti diye üzülenler de.  Belli mihrakların sesi olan köşe yazarlarını, gazetecileri, politikacıları anlayabiliriz de, içimizden birilerinin Recep Tayyip Erdoğan’ın oturumu terk etmesini skandal olarak görmesini/göstermesini ve türbinlere oynadığını, seçim yatırımı yaptığını söylemesi insaf ehli herkesin yüreğini acıttı. Dostun attığı gül yaraladı. Hem de ne yaralamak!  Kraldan fazla kralcı oldular, İsrail’den fazla İsrailci. Gazze’de Müslümanlar gözyaşları ile Türkiye’nin başbakanına dualar ederken,  İsrail’in gözdağına rağmen sokaklara dökülüp miting yaparken, bizim hanım evlatları; işbirlikçiliğinden tutun da Ebu Cehil mi demediler, kukla mı demediler, tribünlere oynayan mahir bir oyuncu mu demediler! Bu dünyadan ötesine inanmayana sözümüz olmaz da, ahrete iman edenler acaba bunun vebalinden nasıl kurtulabilirler?

Hz. Muhammed (s.a.v) bir hadis-i şerifinde: "Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, rekabet etmeyin, hasetleşmeyin, birbirinize buğz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, ey Allah'ın kulları kardeş olun. Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona (ihanet etmez), zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkir etmez. Takva şuradadır-eliyle göğsünü işaret etti- Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her Müslüman’ın malı, kanı ve ırzı diğer Müslüman’a haramdır” buyurmamış mıydı?

Dünyanın gözü önünde dağdan gelip bağlıyı kovan, aylardır ambargoya maruz bırakan, çocuk -kadın demeden katleden İsrail’in cumhurbaşkanına : “Sesin çok yüksek çıkıyor. Benden yaşlısın, biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüz, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum''  diyerek tavrını sergilemesi mi işbirlikçilik?  Türkiye’nin başbakanına eliyle müdahale etmeye çalışan ve susturmak isteyen Ermeni asıllı moderatöre haddini bildirmesi mi kuklalık? Recep Tayyip Erdoğan o oturumda sessiz kalsaydı o zaman da ‘pısırık başbakan’ diye yaftalayacaklardı.  Kim ne yazarsa yazsın onurlu bir duruş sergilendi Davos’ta ve Türkiye’nin yüzü AK çıktı.

Davos, tarihinde belki de ilk kez tanıştı bu duruşla.

Taraflıdır asil duruş. Şahit olduğu zulüm karşısında eliyle, diliyle engel olur..Gücü yetmiyorsa kalbiyle buğzeder. Dördüncüsü asla olmaz. Bilir ki dördüncüye meylederse kaybedenlerden olur.  Musa’dır, İbrahim’dir, Muhammed’dir (s.a.v) asil duruş. Firavunlar, Nemrutlar, Ebu Cehiller karşısında eğilmeden, bükülmeden… Ömer, Selahaddin, Abdulhamid’dir, taviz vermeden… Mehmet Akif’tir: “Allah’ın en çok sevdiği emek, zâlime doğruyu söylemektir!..” diyen.

Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! 

Bir söz vardır: “Şurada burada güçlü adımlarla yürümektense, hak yolda düşe kalka yürümek daha hayırlıdır.” Doğru olanı savunmak, haklının yanında olmaktır asil duruş. İhlâs ve samimiyet kokar buram buram. Yüreği nasır bağlamayanlara yakışır, saire eğreti durur.

Asil duruş, el ovuşturup aman dilemez.  Bedel ödemesi gerekiyorsa mertçe öder.  Bilir ki zalimin zulmü varsa mazlumun Allah’ı vardır.

“Biliniz ki Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir.” (Hud/18)

 

Sevinç Durmuş / 2009 / Ocak

 

 



[1]  Milli Gazete, 16.01.2009, Mevlüt Özcan

0
0
0
Yorum Yaz