Can Pazarı

2009-01-09 14:51:00


Burası Gazze’de bir hastane önü…  

Savaşın on birinci günü…  

Gökyüzüne yükselen kara dumanlar, bomba ile tarumar olan binalar, yollarda ellerini dizlerine vuran, telaş ile bir o yana bir bu yana koşturan gözü yaşlı insanlar…

Herkes tedirgin; yürekleri acıtan çığlıklar, siren seslerine karışmış. Çocuklar var; kimi kucakta, kimi sedyede, kimi bir çarşafın içinde. Çocuk bahçesinde oyun oynayacak yaştalar her biri. Ama onlar hastane bahçesinde; kulağı kopmuş, gözü çıkmış,  kolu-bacağı paramparça olmuş çocuklar. Korku ve çaresizlik gözbebeklerine mührünü vurmuş sanki.  Öyle ağır gelmiş ki, göz kapaklarını açamaz olmuş kimisi. “Arun aleykum” diyerek dünyayı uyandırmak adına uyumuş Gazze’nin hüzün yüzlü kelebekleri. Saatler Kerbela’ya bir kalayı gösteriyorken göğü siyaha bürünmüş Gazze’nin, elbiseleri kıpkırmızı kana bulanmış çocukları, son kez bakıp annelerinin hiç gülemeyen gül yüzlerine, yemyeşil bir dünyada açmak üzere gözlerini yummuşlar. Beyaz kefenle uğurlanmışlar 'Gazze’den Allah Azze’ye…'(*)

Birleşmiş Milletler’e ait bir okula saldırmış bu kez İsrail zalimi; tüm dünyayla alay edercesine… İsrail askerlerinin havadan kustuğu vahşetten kaçıp sığındıkları okul mezar olmuş birçoğuna.   Hastaneye yetiştirilebilenler ise başka bir çaresizliğin koynunda.  Elektriklerin kesik olduğu, jeneratörlerin çalışamadığı hastanede tıbbi malzeme ve ilaç yetersizliğinden ölüyormuş çocuklar, gençler ve kadınlar ve yaşlılar…

Bir küçük çocuk getirmişler hastaneye.  Cicili bicili giydirmiş annesi,  bayrama gidermiş gibi. O cicili bicili elbisesi şimdi kan içinde. Doktor, küçük kızın yatırıldığı sedyeye geliyor, elindeki steteskopu yerleştirmek için elbisesini yukarı çekiyor. Ama ne çare! O minicik yüreğin tam üzerinde şarapnelin açtığı kocaman bir yara… Adı Şifa olan hastane, şifa olamıyor küçük kıza…   
       Çocuk gülmüyor, 
           çocuk ağlamıyor, 
                 çocuk kımıldamıyor…  
                      Sanki suskunluğunda feryad ediyor bize; 
                                                   
                       “ seyrettiniz öylece!”  

Sen de mi cennet kuşu oldun da uçtun; annesinin kucağındayken tam kalbinden vurulan güzel bebek İman Haccu gibi?

Ey adını bilmediğim güzel kız!

Büyüklere ders vermek için mi vurmuş seni İsrail askerleri?  Minik ellerinle atacağın taş mı korkutmuş Siyonistleri? Ve dünya oyuncak bebek mi zannetmiş ki, böyle duyarsız izlemekte katlini?…  

 

Nasıl da bıraktık seni yalnız

Ey adını bilmediğim güzel kız!

Affeder mi bizi Allah azze?

Affeder mi bizi Şehid Gazze?


(*)İbrahim Tenekeci

Sevinç  Durmuş /Ocak/2009

0
0
0
Yorum Yaz